Toggle navigation

#alintı168 POSTS

Post Content
Amin Maalouf'u hep Semerkant'la tanımayı planlarken #doğununlimanları karşıma çıkınca reddedememiştim. Lakin hani bazen beyninizi kemiren bir soru olur ve okuduğunuz bir cümleyi bile defalarca okumak durumunda olursunuz. İşte tam da böyle bir dönemde elime almışım kitabı. Tarih seviyor olmama rağmen elimden bırakmak üzereydim ki 1000 kitap uygulamasında gördüğüm bir yorumdan sonra devam ettim. İyi ki de bırakmadım diyorum şimdi. Yorumda okur, ilk yüz sayfada çok sıkıldığını dile getirmişti. Aslında yazar, ilk sayfadan kendini belli ediyor; üslubu o kadar akıcı ki doğru zamanda okunduğunda kesinlikle enler arasında olabilecek bir eser. Ve eser ismindeki çoğul ekinin hakkını da vermiş Fransa, Lübnan, Filistin arasında gidip gelirken bir çok mekana yer verilmiş. Savaşın en keskin anlatıldığı yerde birden karşımıza aşkın çıkması. Sıradan ama başarılı bir öğrenciyken direnişçilerin arasında yer alıp kahraman ilan edilmek ve sonrasında tımarhanede geçen yıllar. Bence kitabın en can alıcı noktası da tımarhanedeki psikolojik tahlillerdi. İçerikle ilgili çok fazla spoiler vermek istemiyorum ama sonu sıcacık biten bir eser okumak isteyenler, kesinlikle kaçırmamalı...
"Aşk kitapları okumayı çok tercih eden biri değilimdir. Oysa bu kitap aşk kitaplarına bakış açımı degistirmeme sebep olmakla kalmayıp bana çok güzel bir yazarı da tanıttı.

Öyle vıcık vıcık aşk söylemleri yok, argo yok, küfür yok, hakaret yok...
Ne var derseniz, birbirini çok seven, iki inatçı keçi var. O kadar çok seviyorlar ki biri diğeri üzülmesin diye her olumsuzluğu cesurca gogusleyebilecek kadar gözünü karartıyor. Tabii bunun sonucunda "evlilik iki kişinin bir olması " sözünü diskalifiye ediyor. Sonuç iletisimsizlik ve akabinde yanlış anlamalar sonucu kaş yapayım derken göz çıkarmalar oluyor. Aslında bir nevi evliliklere bir bakış attıran harika bir kitap. Kahkahalar eşliğinde okuyacaksınız, en sinirli anlarinda dâhi o kadar saygılı ki atışmaları belki de bu evliliğin bitmemesinin altın kuralı... "Evlilklerde yapılan yanlışları tam da tadında anlatmış, akıcı, eğlenceli ve düşündüren bir kitap okuyasım var"diyorsanız bu kitap o kitap . Kaleminize sağlık @ilknur_birdal_

#alintı"İnsan duymak istiyor." Henüz bir hafta olmadan kavga etmeyeceğiz değil mi? Allah aşkına, sadece iki dakika oldu imzalayalı.
"Her gün itiraf beklediğini bilmiyordum."
"Eskiden her gün beni sevdiğini soylerdin."
"Sen de eskiden bu kadar cadoloz degildin."
"Tek sorun kravatlar."
"Bence ayakkabılar." Çok ciddiyim bir oda dolusu kravat ve topuklu ayakkabı gerçekten sorun olabiliyordu.
"Hepsini çöpe atmak istiyorum," diyen karımla sırıtmama engel olamadım. Biz ne yapıyorduk böyle?
"Ayakkabıları mı?"
"Hayır, sevgilim, kravatlarını..."
"Seni seviyorum baş belası!"
"Ben de seni seviyorum kravat manyağı..." #Tadımlıkaşk #İlknurbirdal #mortenayayınları #birkitapbirfotograf #birkitapbiralintı #birkitapbiryorum #mehtapinkitaplari @mortenayayinlari
"*Benim de düşünceme(ideoloji) saygı duyulması gerekir!
*Benim de inancıma saygı duymak zorundasiniz!
*herkes fikrini belirtebilir!" Şeklindeki varolan aklî argűmantasyona bir kaç soru?

İçersinde gerçek barındırmayan dogmatik ,mistik bir akla neden saygı duyulmalıdır?

Gerçek barındırmama,gerçek olanı aramama durumunu bir tarafa bırakacak olur isek, 'saygı've ' ifade özgürlüğü' kavramlari eleştirel aklın ürünü iken,aranılan gerçeği tersyűzeden muhafazakar fikri kompliken neden kıymete değer olsun?
Fikri özgürlüğü savunuyor olmak,dogmatik aklın değil insanlık tarihince yaratılan elestirel aklın ürünü iken bu faydacı akıl fazlası ile ikilem taşımıyor mu?

Taşıdığın fikre soru ya da sorular yöneltilir iken,neden bana da saygı duyulmalıdır zırhına bűrűnűlmektedir?soru sormak neden saygısızlık olarak nitelenir?kaldı ki soru ya da sorular sormayarak kendi öz bilincine saygısızlık etmiş olmuyor musun?

#istanbuldayasam #alintı #gününkaresi #gulumseaska #hayatsokaklarda #picture #istagram
Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye güvenmiyorum.#alintı.