yuzyillikyalnizlik Hayallerimin bazıları kayboldu, birkaçı toz tuttu. Geriye kalanlarının üstüne dantel örttüm. Kırılmış, un ufak olmuş olanları da boşa gitmesin günahtır diyerek kuşlara verdim. 1w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Bu yağız delikanlıyı tanıyor muyuz?
Henüz hânelerimize güneş düzenekleri kurmadığımız, gecelerin, gaz lambasıyla aralandığı zamanların delikanlısı. O zamanları yaşamasaydı belki de hayallerinin gölgesine takılıp düşmeyecek, o gölgelerin peşine düşmeyecek ve kendi varlığından şüpheye düşmeyecekti.
Gölgem var, öyleyse varım.
Ya gölgem kaybolmuşsa?
Onun yoktu ve o hiç büyümedi. Bu nedenledir ki Peter Pan, onun sûretinde tecessüm etti.
1w
  •   harvard18 yine mukemmel 1w
  •   morrje Kalemiyle cesur bu adam aslinda nasil da naif nasil da sert kabuklariyla dis dunyadan korunan bir adamdir... 1w
  •   acemidunyali O kadar sevdiğim bir yazar ki... ♡♡ 1w
  •   kronikyorgun_ Her yazarda bulunması gereken üçüncü bir göze sahip Aynalı Hasan. . . Yıldız Ecevit onun için "roman yazan şair" sıfatını kullanır.  Şiirden muğber fakat şiire sevdalı. Türkçe'den başka dil bilmeyen ve bilseydi yine de Türkçe yazacak olan bir ev kuşu-oda böceği. İstanbul onun için insanlardan bazılarının orada yaşadığını sandığı bir şehir. Ve buraya sığmayacak birçok sıfatın sahibi zat-ı muhterem... Hasan Ali Toptaş ! @yuzyillikyalnizlik 1w
  •   mseydaksoy Canımın taaa içi 1w
  •   melanikoli 1w
  •   mihrimahozlem Ah benim biricik dostum 1w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Sevgili Yazarlarım,
Beni yıllarca, hatta ömrünüz süresince yüreklerinizde sakladığınızı biliyorum. Çocuktunuz o zamanlar, hayata tutkundunuz. Büyüdünüz sonra. Sorumluluk sahibi yetişkinler oldunuz. Eee zamanı da gelmişti hani. Beni yüreklerinizden zihninize taşımaya karar verdiniz. Sizinle birlikte, aylarca beyin kıvrımlarınız arasında büyüdüm ben de, geliştim. Çok yordum sizi. Bitap düştünüz benim yüzümden. Uykusuz bıraktım günlerce. Endişelerinizin arasına karıştım. En çok da geleceğimden endişelendiniz, 'Ne olacak onun hali. Ya iyi bakamazsak, yeterince ilgilenemezsek' dediniz.
Güzel yazarlarsınız hepiniz. İyi baktınız bana.
Hiçbirinizin hakkını ödeyemem lakin benimle gurur duyacağınıza söz veriyorum.
Sizi seven evladınız
Kafka Okur
1w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Yalnızca Kafka Oku(r)muyoruz, aynı zamanda Kafka oluyoruz. 2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Günaydın!
Bir Turgut var sabah'ım "Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya. Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum. Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun. Herkes uyusun..." diyor. Bir ben uyumadım bir de kitaplarımı uyutmadım.
Her doğum bir mucizedir. Bu nedenledir ki güneşin doğumuna kitabımla şahit olmayı, güneşi kitaplarla karşılamayı çok seviyorum.
Bugün refakatçim Mürekkepbalığı.
Dolmakalemler, pullar, defterler, harfler... Mürekkebe âşık, kelimelere mecnûn herkesin bir şeyler bulabileceği bir dergi Mürekkepbalığı. İlk sayısında Meydan Larousse anılarının bahsi geçmişti. Tam yılını hatırlamıyorum belki okumayı sökmeden önce belki ilkokul yıllarımda gazete kuponlarıyla almıştık. O kuponları heyecanla bekler, özenle keserdim. Küçüktüm daha, ansiklopedi için değil, salt o duygular için biriktirdim kuponları. Hele gazete bayii ile ansiklopedi-kupon değiş tokuşu yaparkenki heyecanım... Anı olarak aklımın bir köşesinde askıya astım. Ne zaman bir isim veyahut bir terim araştıracak olsam en azından 2-3 saatimi yerdi ansiklopedi. Gözüm bir kelimeye takılmayagörsün merak eder sonuna kadar okurdum, aradığım sayfaya gelene kadar onlarca farklı kavramda kaybetmişimdir kendimi. Aynaya baktığımda hâlâ daha o sayfalar arasında kendimi unutmuş olduğumu görüyorum. Belki unutmasam yazamazdım şimdi. Çok değil daha geçen sene 'Yazmak mı, ne münasebet?' diyen ben değil miydim?
Derginin son sayısında (3.sayıya ulaştılar, bebek büyüyor) Binbir Gece Masallarımın Şehrazad'ı @karakitaplik 1002. masalını paylaşmış bizimle. Pul müzesi'ni gönlümüzün ucuna kadar getiren enfes bir hikaye. Şah Şehriyar bayıldı, benden söylemesi.
2w
  •   personofkuzguncuk Harikasınız 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Teşekkür ederim ♡ @personofkuzguncuk ^^ 2w
  •   sevdasiiri Sanırım herkes uyuyor ve karşımda büyük larousse ve ana britannica'nın selamı var size.. Meydan larıusse u pek sevmemiştim bilgilerinde hatalar vardı ve içinde ki bilgileri yansıtır kağıt dokusu yoktu o yüzdendir okul kütüphanesine bağışladım :))) şimdi bir kaç şey yazıp, çizerek güneşi karşılamaya gidiyorum... Hade bakalım size de günaydın 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Günaydın :)) Büyük Larousse ve Ana Britannica'ya benden selamlar ^^ @sevdasiiri 2w
  •   sevdasiiri ;)) 2w
  •   balmeyvesi Mürekkebin bitmesin, kelimelerin tükenmesin, hep var ol @yuzyillikyalnizlik2w
  •   dosttagram 2w
  •   yaalexandr 2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Nisan 1897. Bahsettiğim, öyküyle hiçbir ilgisi olmayan kardeşler bu röportajı verirken yüzlerce çift göz tüplü televizyona odaklanmış, fırında unutulmuş makarna almış eline sazı, mısralar düzüyor yanık, kediler köpekleri kovalıyor, Marie Antoinette Selim Işık'a pasta ikram ediyor, dışarıda, kütüğünden milletini sildiren Mohandas için Heil Gandhi nidaları yükseliyor, kelebekler kozalarına sığınmış, tırtıl olmayı bekliyor, değirmenler, çatılarında miğferleri, kendilerini Don Quijote zannediyor... Bir dakika, ne? Bu ne saçmalık? 1897'de tüplü televizyon mu? İmkansız! Ama nasıl olur, bu öykü yanlış. Hey, çocuk! Sen de kimsin? Başka hikayenin kahramanısın sen, ne işin var burada? Tabi ya şimdi anlıyorum. Kendi satırlarından buraya atladığın için hikayeler arası delik açtın ve her şey karıştı. (Kronos Dokuma Atölyesi)
Devamı: www.kafkaokur.com
@kafkaokur #kafkaokur

Merhaba,
Şu zamana kadar gözlemlerimi, incelemelerimi ve anılarımı paylaşmıştım. İlk defa kurdum, kurguladım, kurmaca doğurdum, kurmacalıklarda boğuldum. Pek çok yazara taş çıkardığınızı bildiğimden çoğunuzun yorumlarını, yazılarını bayramlık şeker torbamın içinde saklıyorum. Yorumlarınıza değer veriyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.
Ve sözü hayallerime bırakıyorum.
Küçük hanım yine hayaller peşinde. Küçük bir hanım olamayan küçük hanım...
Küçük hanım iyi geceler diler...
3w
  •   yuzyillikyalnizlik Geç kalmış yorum 1 (burada yüzünü eliyle kapatmış utanan bir surat ifadesi var) : Başımın üstünde yerin var zarif yârim ♡ Fotoğraflarının binde biri kadar bile güzel olabilmişsem ne mutlu bana. @nrfdnc :) 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Geç kalmış yorum 2 (burada yüzünü eliyle kapatmış utanan bir surat ifadesi var) : Biri yüreğimin en gizli yerine çiçeklerden saraylar inşa etti. En umutsuz anımda güneşi saklandığı yerden çıkardı getirdi. Tanımadan, görmeden, sesini bile duymadan sevdirdi. Gönlümün mimarı, doktoru, avukatı, dünyalar güzeli o. Sen... ♡ @zynp 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Geç kalmış yorum 3 (burada yüzünü eliyle kapatmış utanan bir surat ifadesi var) : Nassıl kıpır kıpır bir yorum bu. İçimdeki, kalemine dört elle sarıl zeynep diyor, yeter ki bir an için bile olsa yüzünüzdeki gülümsemeyi hissedebileyim :) @osge_snr2w
  •   kitapdolu Tüm paylasımlarınız çok güzel, tebrikler. 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Teşekkürler :) @kitapdolu 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Geç kalmış yorum 4 (burada yüzünü eliyle kapatmış utanan bir surat ifadesi var) : Canım Nihal... O güzel gözlerinden, tertemiz yüreğinden öperim. Bu aslında epey uzun bir öykünün küçük bir kısmı. Metnin tamamı www.kafkaokur.com da. Öykü doğar doğmaz kimlik derdine düşüp, adını Kronos Dokuma Atölyesi koymayı uygun gördüm. Apar topar oldu biraz. Umarım beğenirsin :) @nnhlak 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Geç kalmış yorum 5 (burada yüzünü eliyle kapatmış utanan bir surat ifadesi var) : O kadar mutlu ettiniz ki nasıl anlatsam... İçimdeki, 'kalemlerini kuşan zeynep' diyerek önümdeki şu tertemiz kağıda meydan okuyor, beriki hodri meydan nidaları atıyor, ortalık mürekkep revan içinde kalıyor... Bütün bu yorumları hazine sandığımda biriktiresim geliyor, zaman zaman çıkarır içimdeki bayramlık çocuğu dürterim 'hadi çıksana ortaya' diyebilmek için..♡ :) @acemidunyali @bi_zarif @senul 2w
  •   dosttagram Kudüs gücü gelmiş kalemine. . Tabikide kuşan kalemini.. halid bin velid misali asla mağlup olmazsın bu yolda allahın izniyle. . @yuzyillikyalnizlik 2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Bu yıl pastamda 3 mum olsun mu anne? 3 yaşıma dönmek istiyorum. Hayret edebilme yetimi geri istiyorum. Eski merakımı istiyorum. Sığ sular bana göre değil, sığ düşüncelere katlanamıyorum. Büyüdükçe hayretim küçülüyor. Büyüdükçe alışmalarım, kanıksamalarım da büyüyor. Bazılarına göre bunun adı 'Adapte'. Yürü git pis mahluk, basbayağı 'Duyarsızlık'sın sen. Küçük yürekler büyür ve duyarsızlığın girdabına kapılır.
Geçen gün ufak bir çocuğun, işkence yöntemlerini konu alan bir filmi izleyişine şahit oldum. Hiçbir detayı atlamamış yönetmen, her türlü kanlı sahne mevcuttu. Ben dehşete kapıldıkça çocuğun film karşısında tepkisizliği arttı. Mimikten arındırılmış sureti çizgi film izliyordu sanki.
Dünyanın ömür ucundaki olay, bir düğmenin ucunda artık. Her an her şeyden haberimiz oluyor. Bilinçleniyoruz evet ama bilinçlenirken bir yandan da duyarsızlaşmıyor muyuz?
Burnumuzun odadaki kokuya alışması için birkaç dakika yeterlidir ve sonra kokuyu duymayız. Koku, varlığından bir şey kaybetmemiştir lakin beynimiz yeter artık diyerek kokuyla ilgili gelen sinyalleri görmezden gelir. Kokuya duyarsızlaşırız.
Sürekli gözümüzün önünde olan şeylere karşı da bağışıklık kazanırız. Bu şey bir insansa, bizi seven biri diyelim; o kişice terk edilememezlik sanısına hangimiz kapılmadık ki? Bu sanının güvencesiyle, karşımızdaki sevgiyi hoyratça kullanmadık mı?
Bu evrensel bir sorun olsun, misal Gazze. Bombalar altında kalmaya devam ediyor.
İlk zamanlardaki tepkiyi göstermiyoruz, gösteremiyoruz. Gözümüz alıştı, görmüyoruz, duymuyoruz. Duyarsızlaştık.
Konuyu dallandırıp budaklandırdım, gözlerinizi yordum. Affedin.
4w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Yusuf Atılgan'ın 1980'lerde Oğuz Atay'ı kaybettikten sonra yazdığı bir yazı var, diyor ki: ''Günlerden bir gün, bir paket geldi bana. Açtım içinden bir kitap çıktı: Tutunamayanlar. Kitap imzalıydı ve içinde de şöyle bir yazı vardı: 'İlgileneceğinizi umarak...' '' Yusuf Atılgan bu kitabı okur, çok da sever. Ama bunu hiçbir zaman Oğuz Atay'a söylemez. ''Benim okuduğum kitap o kadar müthiş bir eserdi ki, böyle muazzam bir kitabı kaleme alan birinin daha nice eserler yazacağını düşündüm. Benim yorumuma, iltifatıma, söyleyeceğim iki çift lafa ihtiyacı olmadığını düşündüm. Dolayısıyla hiçbir zaman takdirlerimi ona iletme gereği duymadım.'' Ama aradan seneler geçer, ortak bir arkadaşlarından şöyle bir şey işitir ki, bu hadiseyi yeniden hatırlamasına sebep olur. ''Ben Yusuf Atılgan'a kitabımı gönderdim, ama kendisinden tek bir kelime dahi duymadım. Tek gördüğüm kayıtsızlık oldu.'' demiştir Atay. Bunu duyan Yusuf Atılgan çok pişman olur; ancak geçtir artık. Oğuz Atay vefat etmiştir. Ve Atılgan bu anıyı anlatırken der ki: ''Eğer bugün hayatta olsaydı, ne yapar ne eder muhakkak onu bulur, karşısına geçer, yüz yüze ona kalemini ne kadar takdir ettiğimi söylerdim.''
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik 1001kitap ı biliyorum ama orda bi sayfam olabileceğini bilmiyordum. Kitap satış sitelerinden değil mi? :) @dersmeselesi 4w
  •   yuzyillikyalnizlik Çok teşekkür ederim. Sözlerinizin nasıl da iyi geldiğini anlatamam :) @gece_okur 4w
  •   nnhlak @yuzyillikyalnizlik sen kıymet bilensin... ️ söylemem gereken bir şey var: iyi ki yazıyorsun, okuyorsun... 4w
  •   yuzyillikyalnizlik En kıymetlim ♡ Senin ipekten işlediğin yazılarının yanında benimkiler kâğıt israfı. Çokça kucaklıyorum seni :) @nnhlak 4w
  •   nefes12 3w
  •   bohemzen Muhteşem 2w
  •   nergishanim 2w
  •   reyhan_mutfakta Ben daha önce Oğuz Atay okumadım Tutunamayanlar bi köşede öylece okunmayı bekliyordu😐 Ama en son bitirdigim Hakan Günday'ın AZ romanında Oguz Atay öyle bir anlatiliyor ki cok etkilendim üzüldüm hemen basliyorum sırayla bütün kitaplarını okumaya.. @yuzyillikyalnizlik 2w

» LOG IN to write comment.

Normal Zeynep Süeda
yuzyillikyalnizlik Kendim de dahil herkese ithafen,
Şimdi bunlar böyle yan yana mutlu mesut dururken sen neyin kavgasındasın? Klavye başında "Yaşasın özgür düşünce!" naraları atarken, er meydanında farklı düşüncelere tahammülsüzlüğün neden? Hep aynı ideolojileri mırıldanan kanalları izlerken, aynı telden öten yazarları okurken acaba hür iradenle kendi düşüncelerini mi oluşturdun yoksa hazır, paketlenmiş fikirlere mi kondun?
Bak tarihe! Milyonlarca kitap yasaklandı, yakıldı, denizlere boşaltıldı. Neden? Çünkü korktular. Neyden? Öğrenmenizden, kendinizi geliştirmenizden korktular. Belli bir yaştan sonra, hayal ürünlerinden korkmaması gerektiğini öğrenen insan gerçeklerden korkmaya başlar. Gerçeklerden korktular! Çünkü biliyorlar ki kalem, kılıcın yapamadığını yapar. Fikir tohumu eker zihinlere. Ve zararsız gibi görünen o kelimeler, tarihi değiştirir, dünyayı ters yüz eder.

Sizden bir ricam olacak. Alın bir Cemil Meriç kitabını, okuyun ya da yalayıp yutun demiyorum. Alın kitabı tabağınıza, beyninize sunun. Her bir lokmasını usulca çiğneyin, sindirin, hazmedin. Zamanla kalbinize de karışacak, her atışında hücrelerinize nüfuz edecek. Bu nüfuzu hissedin. Ve garanti ediyorum her damağa uygundur.
Ufak bir öneri: Kalbini dumanlı odalarda büyüten yazarlardan Meriç, bu nedenle yanına çay yakışır.
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Günaydın!
Her şeye rağmen hatta çoğu zaman kendine rağmen yaşar insan. Bugün güzel bir gün olsun ve sizi kimsenin üzmesine izin vermeyin. Kendinizin bile! "Küçük bir kasabada fotoğrafçılık yapan Almanza, bölgenin en büyük şehri olan La Plata'yı tanıtımında kullanılmak üzere fotoğraflamak için kısa süreli iş teklifini kabul eder, ve macera başlar.
Yakın arkadaşı ve ortak kitaplar yazdığı Jorge Luis Borges'in deyişiyle, doğaüstü'nün, ani bir hüznün ve insafsız bir mizahın ancak büyük bir usta tarafından altından kalkılabilecek şekilde bir araya getirilmesiyle oluşmuş hayranlık uyandıran bir roman..."
(Arka kapak yazısı)

Adolfo Bioy Casares'in, Jorge Luis Borges'le uydurma isimler altında, ortak bir çok kitaba imza attığı söylenir ve 'edebiyat magazini' bünyesinde, uydurma yazarlarıyla sürekli bir polemik halindelerdir. Benim gözümde Borges, hayal gücünü satırlara ve ayrıca hayatına dökebilen eşsiz insanlardan. Kitaplarını okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik O tarafları çok bilmiyorum, ilk kez gittim. Bir daha gitmek istersem, yolu tekrar bulabilir miyim bilmiyorum ama gelirsem haber veririm :) @cihanakan 1mon
  •   ruhumistanbul Memnuniyetle @yuzyillikyalnizlik :-) 1mon
  •   atolyesafinaz 1mon
  •   cihanakan House CAFE ' nin yanından aşağı, yolun bitiminden sağa dönünce karşında. Oranın kahveleri harika o yüzden vakit oldukça gidiyorum. Haberim olursa sevinirim. :) @yuzyillikyalnizlik 1mon
  •   yeliss_ Çok teskkr ederm bilgi için 1mon
  •   senul @yuzyillikyalnizlik Orhan Pamuk okumaya başlamak için Engin Kılıç'ın "Orhan Pamuk'u anlamak " kitabı biçilmiş kaftan. Bu kitapın klavuzluğunda ilk romanından "Benim Adım Kırmızı" (benim en sevdiğim romanı) romanına kadar kitaplarını okuyabirirsin. Orhan Pamuk'un biyografik kitabı "Babamın Bavulu" onu tanımak için iyi bir anahtar. Bu anahtar sayesinde romanlarındaki bazı kilitli kapıları açabilirsin. Sonra Harvard Üniversitesi'nde verdiğiderslerin sonunda yayımlanmış olan; yazı yazmanın ve 35 yıllık meslek sırlarını içeren ders notlarından oluşan "Saf ve Düşünceli Romancı" adlı muhteşem kitabı mutlaka öneririm. "Masumiyet Müzesi"ni okuduktan sonra Beyoğlu'nda bu müzeye gitmek, tarifi imkânsız bir keyif,deneyim.Bunlar tabii başlangıç, O öyle enterasan bir derya ki bence mutlaka biryerlerden basla ve tanış bu dahi adamla derim ben. 1mon

» LOG IN to write comment.

Normal Zeynep Süeda
yuzyillikyalnizlik Mutsuz olmayı bile doğru düzgün beceremiyoruz ki.
Karanlıklar içinde usulca
Veyahut yağmurlar arasında
Sessizce, saklanarak ve saklayarak
Gözyaşı dökmenin kutsallığını
Kaçımız hatırlıyor?
Feryat figan ağlayışlarla duyuruyoruz artık
Obsesif ben(cil) duygularımızı.
Gözyaşlarımızla kıskandırır olduk timsahları.
Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın
Tüm samimiyetinle?
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik ...
- Her çağın kendi cehennemi vardır. Bugün bu cehennem kütüphanedir.
- Kitap okumanın büyük bir günah olabileceğini hiç düşünmemiştim.
- Değil. Ancak yine de eğer olsaydı, dünya yaşamak için çok daha iyi bir yer olurdu. Kitap okumadı diye kimse cehenneme gönderilmedi (...) Mesele çok basit. Okumayı herkes için mecburi tuttuk. Bu şekilde biz de iyi bir şeye hizmet etmiş olduk. Her şeyden önce makûmlarımız kendilerini cehenneme getiren eksikliklerini burada giderebileceklerdi. Eğer çok okurlarsa, kötülük yapmak için hem daha azgüdüleri olacak, hem de kötülük yapmaya pek zaman bulamayacaklardı. Okuma eylemi onlar için tam  bir sağaltım anlamına gelir. İşte bu yüzden de biz buna terapi diyoruz, cezalandırma değil, biraz geç sayılsa da. Ama yine de böyle bir şey için asla geç kalınmış denemez.
* Kitap ile ilgili bilgi www.kafkaokur.com da (Yağmurla Sulanan Beyinler). Hazır açmışken diğer yazılara da bakarsanız bahtiyar olurum, ben henüz azcık çocukça yazıyorum. Orda sizi yıkıp geçecek yazılarla karşılaşacaksınız :)
Aradığımı duyunca kitabını bana gönderen @yoshitheowl e çok teşekkür ederim :)
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Yaş önemli değil, asıl mesela 'okumak' :) @bahadirr 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Çok teşekkür ederim Beğenmenize çok sevindim ^^ @elifhanimcik @yeliss_ 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Güzel gözler güzel görür, çok teşekkür ederim :) @alitunc.l_tnc Kendimi bildim bileli okuyorum ama yazmaya başlayalı altı ay oldu. Beğenmenize çok sevindim, yüreğinize sağlık @osge_snr @mervbozkurt 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Sizin gibi güzellikleri tanıyabilmek, yüreğimde biriktirebilmek, mesafelere rağmen, sesini bile duymadan sevebilmek... Instagramı bu yüzden seviyorum :) @yazbitmesin @nnhlak @atolyesafinaz 1mon
  •   nnhlak @yuzyillikyalnizlik sen varsın diye IG mı seviyorum 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Tam da bu konuyla ilgili birkaç gün önce bir şeyler karalamaya başlamıştım, çok güzel denk geldi. Fırsat bulabilirsem bugün yayınlayacağım. :) Dediğiniz gibi kimseler eninde sonunda yenilgileriyle yer aldılar tarihte. Tarih ezeli bir tekerrürden ibarettir der Ömer Seyfettin (yazarı yanlış hatırlıyor olabilirim, yanlışsa affedin). Yine yenileceklerine eminim :) @senul 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Canımsın @nnhlak 1mon
  •   bibliograf Instagram fotoğraflarında genel olarak hep aynı kitapların dönüp durduğunu görmekten sıkılmışken bu şahane kitabı görmek hem çok ilginç, hem de güzel. 2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Küçük filozoflardanmışım ben eskiden, biliyor muydun? Şimdi düşünme yetimi zımparaladılar. Aldılar ellerine makasları, fikirlerimi işlerine gelen yerlerden kesip tek kalıp halinde piyasaya sürdüler diğerleriyle. Söyletme bana şimdi, kim olduklarını bilirsin sen. Neyse, küçük filozof diyordum. Vakti zamanında anneme yağmurun neden yağdığını sormuşum. Çiçeklerin duası olmakla birlikte, onların büyümesine vesile olduğu şeklinde yanıtlamış beni. Filozofum demiştim ya, işte benim cevabım: ''Dün okulda çiçek oluştuk. Bizi de büyütür mü yağmurlar anne?'' Peki ya bilgiler, fikirler de buhar olup karışıyorsa damlalara? Susamış beyinlere sahradaki vaha oluyorsa o bilgi yüklü bulutlar?

Devamı www.kafkaokur.com
@kafkaokur #kafkaokur
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik "Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza." Cemil Meriç
Dün çok mırın kırın ettim; aman ben seçemem, aman yüzlerce yazara ayıp olur, aman böyle, aman şöyle derken sonunda indirdim yelkenleri suya. Haksızlık ettiğim daha nice yazar, sayısız kitap var. Elimden geldiği ölçüde, zamanla hepsini paylaşmak istiyorum. Katılmak isteyen herkes #4kitap a :)
Beni davet eden @siyahbeyazfilm @muhayyilemsi @bi_zarif @ozlem_neco @elkabu @zlfuzn @bayan_kitapkolik @seynap @hatipoglutevfik @meinkleinesherz4 @nurbiidi @asyma_ @fototerapist_ e teşekkür ederim. Umarım unuttuğum ya da görmediğim davet kalmamıştır :)
2mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Üç Karakter Üzerinden İnsanlığın Psikopatolojisi
Örümcek ağı misali dört bir yanına örülen normlarla çevrilidir insan. Toplumun el emeği göz nuru bu örgü, ağına sayısız kurban katarak namus cinayetlerine kadar pek çok olayı meşrulaştırmaktan geri durmaz . Vicario kardeşler, biri çıkıp da Santiago Nasar'ı öldürmelerini engellesin diye akla gelebilecek her çareye başvurmuşlarsa da toplum, Nasar cinayetini toplum düzeninin muhafaza edilmesi adına cinayetin engellenmesinden daha faydalı bulmadı mı? Mersault'u Fransız ulusu adına idam sehpasına çıkaran da bu toplum değil miydi? 
Yaşadığımız dünya somut varlıklardan ziyade düşünceler üzerine kuruludur ve aynı şekilde yaşamın her alanında, deliller yerine varsayımlara göre yargılanırken önyargılara göre de hakkımızdaki nihai karar belirlenir. Heyhat, mahkeme yalnızca taşralı adamın bakışlarında mevcuttur. Camus özgürlüğün bir aldatmaca olduğunu söyler, bir şekilde özgürlüğe mahkum özgür köleleriz hepimiz...
Yazının devamını www.kafkaokur.com da bulabilirsiniz.
Kelimelerime sığınak olduğu için KafkaOkur'a teşekkür ederim.
2mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Günaydın!
Yolculuğa uyanalım mı bugün Gönül? Varış noktası olmalı mı illa? Geçen gün metroda fark ettim; 'destiny' 'kader' ya hani, 'destination' da 'varış noktası' demekmiş. Kaderine varır mı insan her zaman Gönül? Varmam ona. Hem beni vermezler zaten, gönlüm yok onda. Hiç bir gönüle yolculuk yapanı duydun mu Gönül? Biz yapabilir miyiz dersin? Nerden, nasıl gidilir ki oraya, bilir misin?
2mon
  •   yuzyillikyalnizlik Puslu Kıtalar Atlasını okudunuz mu? Uzun İhsan Efendi haritacıdır lakin ömrü denizlerde değil, evinde yatağında geçer. Yolculuğunu rüyalarında yapması o yolculuğu gerçekte yapmadığı anlamına gelmez. Bir gönle girmek için o kişinin kale kapılarını açmasını beklemek çoğunlukla boş bir umut. Duygular samimi olunca insan bir şekilde bir yolunu buluyor. Son çare olarak da yüzlerce kilometre öteden yapıyor yolculuğunu, hayallerinde ya da rüyalarında... Ya da siz bakmayın bana. 19 yaşındayım ve daha hiçbir şey yaşamadım. Yaşamak istiyor muyum, hiç sanmıyorum. @ben_dis_ 2mon
  •   yummy_kitap Yüreğine sağlık 2mon
  •   yuzyillikyalnizlik Güzel gören gözlerin dert görmesin canımın içi @yummy_kitap 2mon
  •   cantamdakitapvar süper 1mon
  •   1kitap1fotograf Efendim müsadenizle bu fotoğrafı almak, paylaşmak, insanlara göstermek istiyoruz. Ne dersiniz? 4w
  •   1kitap1fotograf O zaman çok teşekkür ederiz 4w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Kitaplar, kitaplar albayım, bazen içerdiklerinden fazlasını öğretebiliyorlar. Bavulda yer açma çabasıyla tertipi, beyin beslensin umuduyla mideyi günlerce aç bırakmacasına dayanıklılığı, doğru yerdeki tozun kutsallığını, omuzlarda unutulmuş dünyanın yükünün tek bir kelimeyle hem ağırlaştırılıp hem de hafifletilebileceği gerçeğini... Kitaplarla ilgili elimdeki en güzel kitaplar bunlar. İçlerine Sırp asıllı yazar Zoran Zivkovic'in, uğrunda kayda değer ölçüde sahaf arşınladığım lakin bir türlü bulamadığım Başka Zaman Kütüphaneleri isimli kitabını ve hangi dost hırsızın avuçları arasında olduğunu bilmediğim Kendine Ait Bir Oda'yı ekliyorum. Ödünç verilen kitaplar, Yemen'e giden askerler gibi bir türlü dönmek bilmez. Ses ve Öfke'de Faulkner'ın bir cümleyle sitemini kaleme getirdiği konulardan biridir bu: "... bizim zamanımızda bir insanın efendiliği kitaplarından anlaşılırdı; oysa bugün geri vermediği kitaplardan anlaşılıyor." Her bir fotoğrafı buram buram sanat kokan, zarif ilham perim @zynp , daha çok paylaşım yapmamı istemişti. Onun için daha çok okur, daha çok paylaşırım ben de ama hem okuyup hem çalışıp hem de düşüncelerimi denizin yüz bin fersah altından çıkarıp size usulünce servis etmekte zorlanıyorum bazen. Ve sonraki haftalarda yoğunluk dolayısıyla kepenkleri indirmem olası. Bu yıl bayram; kılığından mutsuz, insanlarına kırgın bir ihtiyar oldu, kendi köşesinde dünyayı seyreden. Herkese tekrardan iyi bayramlar dilerim ve dileğim, gelecek senelerde dedemize sahip çıkabilmek... 2mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Hayırlı bayramlar! Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, Gazze, Suriye ve öyle daha birçok yerdekilerin yüreklerinden öperim. Orda küçücük yaştaki 'koca adamların' kendilerinden büyük tanka kafa tutmalarının yanında burada yuvamda, sevdiklerimin güvende olduğu bilinciyle klavye kahramanı olmak kolay nasılsa.
Ne yapmalı, ne etmeli?
Çocukların da 'birey' olduğu kabul edilse; avuçlarına şeker gibi kitaplar bırakılsa da beyinleri bayram etse; destanlarımızla büyüseler; bu katliamlar onlardan saklanmasa; kalp bağının, kan bağından daha güçlü olduğu ve geçmişimizi ortak yapıp geleceğimizi birleştirenin de bu kalp bağı olduğu anlatılsa; saygının, artan yaşla birlikte promosyon olarak gelmediği, kazanılması gerektiği gösterilse; insanın, insanın canını yaktığı yerde dini, siyasi görüş farklılıklarının bir öneminin olmadığı hepimizce anlaşılsa... Yazdıkça Ütopya'ya dönmeye başladı, Zeynep artık sussa...
2mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik '...Kırmızı ceketli, yarı çıplak, ellerindeki kargı kadar ince köşklüler koşarak bağırdıkları o korkunç "Yangın var!" sesi duyulur duyulmaz bu işin amatörü olan insanlar, tanınmış beyler ve paşalar yangın seyrine çıkarlardı. İçlerinde arabasını koşturarak gidenler, yanlarına üşümemek için mevsimine göre sırtlarındaki kürkten başka battaniye götürenler, kaminota denen ispirto lambaları ile kendilerine seyir esnasında kahve hazırlatanlar bile vardı. (...) İsmail Safa Bey'in, Recaizâde Ekrem Bey'in yakınlarda yıkılan İstinye'deki yalısında misafir olduğu bir gece yarısı böyle yangına gitmek için ev sahibini epeyce zorlandığını bana birkaç kişi birden nakletti. Ne yazık ki onun bu zevkinden Türkçe'de yalnız: "Karşımda yangın olsa ısıtsam vücudumu" mısraından başka bir şey kalmadı.' (Beş Şehir, A. H. Tanpınar)
Yangın var! İçimde yangın var! Alın kahvenizi, ince belli bardağınızla çayınızı seyre gelin. İlk kıvılcımı, postayı alınca gördüğüm ismin başlattığı yangın; Kazancakis'in eşsiz baskısının körüğünü kuşanıp gelmesiyle ve o güzelim elden çıkma, ince ince işlenmiş satırları okuyunca kalbime öyle bir yayıldı ki 40 hektarlık alan kül oldu. Faili aşikâr, benim sevimli mi sevimli kundakçım @cerenakc . Ah benim güzel avukatım, varlığın yeter...
2mon
  •   gncflzf Sizinle tanisip kitaplar hakkinda muhabbet etmeyi cok isterim. Eger sizde bunu isterseniz.. Ben coooook isterim. Kitaplar benim.icin farkli bir dunyadir daa 2mon
  •   yuzyillikyalnizlik Elbette. Ben de isterim :) @gncflzf 2mon
  •   gncflzf Nasil tanisma imkni bulaniliriz :-) @yuzyillikyalnizlik 2mon
  •   balmeyvesi Sana da yazıcam yazmam gerekiyor kendimi eksik hissederim yazmazsam ♡ 2mon
  •   yuzyillikyalnizlik Yaz, yaz ki günüm gecem aydınlansın, lüzumsuz insanlar yok oluversin dünyadan bir an için, yaz ki mutlu olayım. Ellerinden gözlerinden öperim minik anne :) Hayırlı bayramların olsun Benim yerime Beyazıt'ı bolca öp, cennet kokusuna hasretim ♡ @balmeyvesi 2mon
  •   bora_samanci beni takip edin! 2mon
  •   guardiannnn galata kuleli post card 2mon
  •   okumaeylemi Fotonu sayfada yayinladim bitanem :-) @yuzyillikyalnizlik 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Rivayete göre bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. Bunu gören Beethoven, “lütfen benden bir şey isteyin” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını doğaçlama olarak besteler.
Ay nasıl semanın kapkara tavanında tüm keskinliğiyle asılı kalmışsa; ışığı da denizlere, sokaklara, gözlerimize dağılır gider. Ses ve Öfke'de sıradan bir ailenin trajedisi anlatılır ve zaman kavramı ayışığı gibi parçalanır ve dağılır hikaye boyunca. Jean Paul Sartre'nin şu tespiti kitabı en iyi özetleyen cümle bana göre: ''Faulkner'ın monologları, hava boşluklarıyla dolu uçak yolculuklarına benzemektedir; her boşlukta kahramanın bilinci geçmişe düşmekte ve yeniden düşmek üzere ayağa kalkmaktadır.''
Bilinç akışı tekniğiyle yazılması, zamanın bir bütün oluşturmaması, anlatımın karmaşası okumayı oldukça güçleştiriyor. Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümlerinde serpiştirilen ipuçlarını el yordamıyla toplayıp olayı çözmeye çalışıyorsunuz ve okudukça yavaş yavaş açılıyor. Okuduğum en zorlu kitaplardan biri olduğunu söylemeliyim.
2mon

» LOG IN to write comment.