yuzyillikyalnizlik Yusuf Atılgan'ın 1980'lerde Oğuz Atay'ı kaybettikten sonra yazdığı bir yazı var, diyor ki: ''Günlerden bir gün, bir paket geldi bana. Açtım içinden bir kitap çıktı: Tutunamayanlar. Kitap imzalıydı ve içinde de şöyle bir yazı vardı: 'İlgileneceğinizi umarak...' '' Yusuf Atılgan bu kitabı okur, çok da sever. Ama bunu hiçbir zaman Oğuz Atay'a söylemez. ''Benim okuduğum kitap o kadar müthiş bir eserdi ki, böyle muazzam bir kitabı kaleme alan birinin daha nice eserler yazacağını düşündüm. Benim yorumuma, iltifatıma, söyleyeceğim iki çift lafa ihtiyacı olmadığını düşündüm. Dolayısıyla hiçbir zaman takdirlerimi ona iletme gereği duymadım.'' Ama aradan seneler geçer, ortak bir arkadaşlarından şöyle bir şey işitir ki, bu hadiseyi yeniden hatırlamasına sebep olur. ''Ben Yusuf Atılgan'a kitabımı gönderdim, ama kendisinden tek bir kelime dahi duymadım. Tek gördüğüm kayıtsızlık oldu.'' demiştir Atay. Bunu duyan Yusuf Atılgan çok pişman olur; ancak geçtir artık. Oğuz Atay vefat etmiştir. Ve Atılgan bu anıyı anlatırken der ki: ''Eğer bugün hayatta olsaydı, ne yapar ne eder muhakkak onu bulur, karşısına geçer, yüz yüze ona kalemini ne kadar takdir ettiğimi söylerdim.''
16h
  •   merve_kangr Çok etkileyici:( 15h
  •   toygunaliza 1- Ne acı ki bence yalan söylemiş. Eğer yaşıyor olsaydı yine görmezden gelmeye devam ederdi, inanın görmezdi. Yazardan eleştirmen (asla adil olamazlar ve inanın kıskançlıkları hep ağır basar) eleştirmenden (edebiyat eserlerinde olmaz. Deneme-elestiri kitapları olur elbette)yazar olmaz arkadaşlar ki iyi bir yazar asla eleştirmen ve editörlük işi yapmaz, fakat bu ülkede eleştirmen olmadığı,herkes yazar olmaya çalıştığı için, elestirmenin işini yazarlar yapıyorlar, bırakın gazetecilerde bile edebiyatçı olma modası ve hevesi başladı. Bir insan okumadan yaşadığı toplumu analiz edemez, toplumun içinde yaşayan bir birey olmasına rağmen görmediğine kör,duymadığına sağır yaşar ve bu onun oluşturduğu kimliği sorunlu kılar. İnsanlar aşktan başka birşey düşünmediği için aşk üzerine yazılmış tüm saçmalıklara kabul görünür, bu bir uyuşmadır ve 14h
  •   toygunaliza 2- Bugün bu ülkenin çok satanlarına baktığınızda edebiyat adına görecekleriniz blok yazarlarının kitaplarıdır. Bugün hepinizde en az birinin kitabı olan bu yazarlar bundan fazla değil 5-8 yıl önce bu ülkenin saygın yayincilarinin kapısından içeri yazarım diye adım dahi atamaz, dosyalarının girişine bakılarak iade edilirdi kimbilir belki tek cümle yorum bile yapmazlardı... ve bugün bu insanları edebiyat ya da kişisel gelişim yazarı olarak beş kuruş vermeden hatta kitabı basma vaadiyle uzerine para alan Yayıncılar bu vurgunlarla kazandıklarıyla yatlarda ve boğazlardaki villalarıyla lüks icinde yasarken, bir ülke sessiz sedasız yozlaşmıştır ve kimlik bunalımına düşmüştür ve ne acı ki hayatını edebiyata vermiş kalemi gerçekten güçlü yazarlar sefalet içine düşmüştür. Bunun sorumlusu Yayıncılar kadar okuyuculardır. 14h
  •   toygunaliza 3- Örneğin metis yayınları da edebiyata olan saygısını ve kurumsal kimligini zedeleyerek geçici, gündelik yazarların kitaplarını basar cebine parasını koyardı. Ve iddia ediyorum bugun su d&r mağazalarındaki ilk 10 kitap gitsin metise baskı yaptırsın bakalım bu mümkün mü? Kısacası kadınların erkek derdi,erkeklerin kadın derdi, yani tek düşündükleri aşk ilişkisi olduğundan hayatı kaçırıyor, aşkla ilgili yazılanlarla beslendiğini sanıyor, yaş 35'e gelince boş bir beyinle gelişim derdine düşüyor, ama 35 yaşına kadar kendinde bir kültür oluşturamamış insana 100 yıl daha verseler o kültürü oluşturamaz artık.Size dostça tavsiyem,gözünüze sokulan yeni cıkan-çok satanlara değil, raflarin aralarına bakın,giriş paragrafı ve arka kapağı okuyun öyle kitap alın ve sanatın gereği estetik cümle kurabilen,betimden anlayan, gerçek özdeyiş yaratan insanları hep takipçisi olun 14h
  •   toygunaliza Size toplumsalıktan başka hiçbirşey fayda etmez. Toplumun her bireyini bilmeyen yazar, her ortaokul cocugu gibi birseyler karalar ve gıda sektörü için dukkan ararken,fikir degistirip yayinci olanlar o kitapları basarlar...Kisisel gelişim ve denemeden bir arpa boyu yol alan beri gelsin! Ben sessizligimi sürdürmekten zevk alıyorum ve inanın bugun saygı duyulanlarla aynı mekanda karşılaşmaktan utanç ve sıkıntı duyuyorum. 14h
  •   bahadirr 14h
  •   mutluannelif Takdir etmek güzeldir. 14h
  •   senul @yuzyillikyalnizlik açıkcası ben de pek iyi niyetli bir davranış olduğunu düşünmüyorum . Zaten Oğuz Atay'ın küskünlüğü bundan degil midir. Kıskançlıklar, içten pazarlıklı haller, duyarsızlıklar. Hayatta hâla saf, ince, içten ruha sahipseniz "Tutunamayan" oluyorsunuz. Bu da Yusuf Atılgan'ın tutunan olmasını açıklıyor sanırım. Önünüze böylesine etkileyici bir roman gelecek ve lâl olacaksınız, anlaşılır şey degil.😕😕😕 Ayrıca @toygunaliza yazdığınız her bir kelimenin altına imzamı atarım. Edebi değerden yoksun, dil anlayışı zayıf, izlek bakımında sığ kitapların çok satanlar listesinde yer alması; toplum olarak kültür düzeyimizi ortaya koymuyor mu? 😕😑😦 14h

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Kendim de dahil herkese ithafen,
Şimdi bunlar böyle yan yana mutlu mesut dururken sen neyin kavgasındasın? Klavye başında "Yaşasın özgür düşünce!" naraları atarken, er meydanında farklı düşüncelere tahammülsüzlüğün neden? Hep aynı ideolojileri mırıldanan kanalları izlerken, aynı telden öten yazarları okurken acaba hür iradenle kendi düşüncelerini mi oluşturdun yoksa hazır, paketlenmiş fikirlere mi kondun?
Bak tarihe! Milyonlarca kitap yasaklandı, yakıldı, denizlere boşaltıldı. Neden? Çünkü korktular. Neyden? Öğrenmenizden, kendinizi geliştirmenizden korktular. Belli bir yaştan sonra, hayal ürünlerinden korkmaması gerektiğini öğrenen insan gerçeklerden korkmaya başlar. Gerçeklerden korktular! Çünkü biliyorlar ki kalem, kılıcın yapamadığını yapar. Fikir tohumu eker zihinlere. Ve zararsız gibi görünen o kelimeler, tarihi değiştirir, dünyayı ters yüz eder.

Sizden bir ricam olacak. Alın bir Cemil Meriç kitabını, okuyun ya da yalayıp yutun demiyorum. Alın kitabı tabağınıza, beyninize sunun. Her bir lokmasını usulca çiğneyin, sindirin, hazmedin. Zamanla kalbinize de karışacak, her atışında hücrelerinize nüfuz edecek. Bu nüfuzu hissedin. Ve garanti ediyorum her damağa uygundur.
Ufak bir öneri: Kalbini dumanlı odalarda büyüten yazarlardan Meriç, bu nedenle yanına çay yakışır.
7d

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Günaydın!
Her şeye rağmen hatta çoğu zaman kendine rağmen yaşar insan. Bugün güzel bir gün olsun ve sizi kimsenin üzmesine izin vermeyin. Kendinizin bile! "Küçük bir kasabada fotoğrafçılık yapan Almanza, bölgenin en büyük şehri olan La Plata'yı tanıtımında kullanılmak üzere fotoğraflamak için kısa süreli iş teklifini kabul eder, ve macera başlar.
Yakın arkadaşı ve ortak kitaplar yazdığı Jorge Luis Borges'in deyişiyle, doğaüstü'nün, ani bir hüznün ve insafsız bir mizahın ancak büyük bir usta tarafından altından kalkılabilecek şekilde bir araya getirilmesiyle oluşmuş hayranlık uyandıran bir roman..."
(Arka kapak yazısı)

Adolfo Bioy Casares'in, Jorge Luis Borges'le uydurma isimler altında, ortak bir çok kitaba imza attığı söylenir ve 'edebiyat magazini' bünyesinde, uydurma yazarlarıyla sürekli bir polemik halindelerdir. Benim gözümde Borges, hayal gücünü satırlara ve ayrıca hayatına dökebilen eşsiz insanlardan. Kitaplarını okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.
1w
  •   yuzyillikyalnizlik Teşekkür ederim :) Fotoğraflar altı üstü bir 'an parçası' . Asıl hayranlık uyandıran insanlar. Hayranlık uyandıran sizsiniz. Belki bir gün tanışmak nasip olur :) @ruhumistanbul 6d
  •   yuzyillikyalnizlik O tarafları çok bilmiyorum, ilk kez gittim. Bir daha gitmek istersem, yolu tekrar bulabilir miyim bilmiyorum ama gelirsem haber veririm :) @cihanakan 6d
  •   ruhumistanbul Memnuniyetle @yuzyillikyalnizlik :-) 6d
  •   cihanakan House CAFE ' nin yanından aşağı, yolun bitiminden sağa dönünce karşında. Oranın kahveleri harika o yüzden vakit oldukça gidiyorum. Haberim olursa sevinirim. :) @yuzyillikyalnizlik 5d
  •   yeliss_ Çok teskkr ederm bilgi için 5d
  •   senul @yuzyillikyalnizlik Orhan Pamuk okumaya başlamak için Engin Kılıç'ın "Orhan Pamuk'u anlamak " kitabı biçilmiş kaftan. Bu kitapın klavuzluğunda ilk romanından "Benim Adım Kırmızı" (benim en sevdiğim romanı) romanına kadar kitaplarını okuyabirirsin. Orhan Pamuk'un biyografik kitabı "Babamın Bavulu" onu tanımak için iyi bir anahtar. Bu anahtar sayesinde romanlarındaki bazı kilitli kapıları açabilirsin. Sonra Harvard Üniversitesi'nde verdiğiderslerin sonunda yayımlanmış olan; yazı yazmanın ve 35 yıllık meslek sırlarını içeren ders notlarından oluşan "Saf ve Düşünceli Romancı" adlı muhteşem kitabı mutlaka öneririm. "Masumiyet Müzesi"ni okuduktan sonra Beyoğlu'nda bu müzeye gitmek, tarifi imkânsız bir keyif,deneyim.Bunlar tabii başlangıç, O öyle enterasan bir derya ki bence mutlaka biryerlerden basla ve tanış bu dahi adamla derim ben. 4d

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Mutsuz olmayı bile doğru düzgün beceremiyoruz ki.
Karanlıklar içinde usulca
Veyahut yağmurlar arasında
Sessizce, saklanarak ve saklayarak
Gözyaşı dökmenin kutsallığını
Kaçımız hatırlıyor?
Feryat figan ağlayışlarla duyuruyoruz artık
Obsesif ben(cil) duygularımızı.
Gözyaşlarımızla kıskandırır olduk timsahları.
Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın
Tüm samimiyetinle?
1w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik ...
- Her çağın kendi cehennemi vardır. Bugün bu cehennem kütüphanedir.
- Kitap okumanın büyük bir günah olabileceğini hiç düşünmemiştim.
- Değil. Ancak yine de eğer olsaydı, dünya yaşamak için çok daha iyi bir yer olurdu. Kitap okumadı diye kimse cehenneme gönderilmedi (...) Mesele çok basit. Okumayı herkes için mecburi tuttuk. Bu şekilde biz de iyi bir şeye hizmet etmiş olduk. Her şeyden önce makûmlarımız kendilerini cehenneme getiren eksikliklerini burada giderebileceklerdi. Eğer çok okurlarsa, kötülük yapmak için hem daha azgüdüleri olacak, hem de kötülük yapmaya pek zaman bulamayacaklardı. Okuma eylemi onlar için tam  bir sağaltım anlamına gelir. İşte bu yüzden de biz buna terapi diyoruz, cezalandırma değil, biraz geç sayılsa da. Ama yine de böyle bir şey için asla geç kalınmış denemez.
* Kitap ile ilgili bilgi www.kafkaokur.com da (Yağmurla Sulanan Beyinler). Hazır açmışken diğer yazılara da bakarsanız bahtiyar olurum, ben henüz azcık çocukça yazıyorum. Orda sizi yıkıp geçecek yazılarla karşılaşacaksınız :)
Aradığımı duyunca kitabını bana gönderen @yoshitheowl e çok teşekkür ederim :)
2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Küçük filozoflardanmışım ben eskiden, biliyor muydun? Şimdi düşünme yetimi zımparaladılar. Aldılar ellerine makasları, fikirlerimi işlerine gelen yerlerden kesip tek kalıp halinde piyasaya sürdüler diğerleriyle. Söyletme bana şimdi, kim olduklarını bilirsin sen. Neyse, küçük filozof diyordum. Vakti zamanında anneme yağmurun neden yağdığını sormuşum. Çiçeklerin duası olmakla birlikte, onların büyümesine vesile olduğu şeklinde yanıtlamış beni. Filozofum demiştim ya, işte benim cevabım: ''Dün okulda çiçek oluştuk. Bizi de büyütür mü yağmurlar anne?'' Peki ya bilgiler, fikirler de buhar olup karışıyorsa damlalara? Susamış beyinlere sahradaki vaha oluyorsa o bilgi yüklü bulutlar?

Devamı www.kafkaokur.com
@kafkaokur #kafkaokur
2w
  •   yuzyillikyalnizlik Senin gözün güzelken, kalbin temizken bana söz düşmez burda :) @bazinsan 2w
  •   dilanisitman Yüreğinin güzelliği ve temizliğinden hep bu satırlar... Çok temiz cümleler kurmak ve hep kurabilmek. Tekrardan yüreğine sağlık! @yuzyillikyalnizlik 2w
  •   elifhanimcik Ne hoş! 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Hanımhanımcık yârim @elifhanimcik Öyle bir an, öyle bir kişi gelir ki sizin anlattıklarınızdan fazlasını duyar, fazlasını görür. O da duru kişilikten, kalp güzelliğinden, zerafetten. Çok teşekkür ederim :) @dilanisitman 2w
  •   atolyesafinaz Tertemiz yürekli küçük filozofum 1w
  •   karakitaplik Ay ben bunu yeni gördüm, ne güzel resim ne güzel anlatım! 5d
  •   yuzyillikyalnizlik Çok teşekkür ederim :) Binbir gece masallarım @karakitaplik 5d
  •   yuzyillikyalnizlik Bu instagram çok ilginç. Hiç tanımadığım, bilmediğim, sesini dahi duymadığım insanları akrabalarımdan çok sevebiyorum. Bu şekilde hissettiğim bir avuç insandan birisin ♡ @atolyesafinaz 5d

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik "Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza." Cemil Meriç
Dün çok mırın kırın ettim; aman ben seçemem, aman yüzlerce yazara ayıp olur, aman böyle, aman şöyle derken sonunda indirdim yelkenleri suya. Haksızlık ettiğim daha nice yazar, sayısız kitap var. Elimden geldiği ölçüde, zamanla hepsini paylaşmak istiyorum. Katılmak isteyen herkes #4kitap a :)
Beni davet eden @siyahbeyazfilm @muhayyilemsi @bi_zarif @ozlem_neco @elkabu @zlfuzn @bayan_kitapkolik @seynap @hatipoglutevfik @meinkleinesherz4 @nurbiidi @asyma_ @fototerapist_ e teşekkür ederim. Umarım unuttuğum ya da görmediğim davet kalmamıştır :)
2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Üç Karakter Üzerinden İnsanlığın Psikopatolojisi
Örümcek ağı misali dört bir yanına örülen normlarla çevrilidir insan. Toplumun el emeği göz nuru bu örgü, ağına sayısız kurban katarak namus cinayetlerine kadar pek çok olayı meşrulaştırmaktan geri durmaz . Vicario kardeşler, biri çıkıp da Santiago Nasar'ı öldürmelerini engellesin diye akla gelebilecek her çareye başvurmuşlarsa da toplum, Nasar cinayetini toplum düzeninin muhafaza edilmesi adına cinayetin engellenmesinden daha faydalı bulmadı mı? Mersault'u Fransız ulusu adına idam sehpasına çıkaran da bu toplum değil miydi? 
Yaşadığımız dünya somut varlıklardan ziyade düşünceler üzerine kuruludur ve aynı şekilde yaşamın her alanında, deliller yerine varsayımlara göre yargılanırken önyargılara göre de hakkımızdaki nihai karar belirlenir. Heyhat, mahkeme yalnızca taşralı adamın bakışlarında mevcuttur. Camus özgürlüğün bir aldatmaca olduğunu söyler, bir şekilde özgürlüğe mahkum özgür köleleriz hepimiz...
Yazının devamını www.kafkaokur.com da bulabilirsiniz.
Kelimelerime sığınak olduğu için KafkaOkur'a teşekkür ederim.
3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Günaydın!
Yolculuğa uyanalım mı bugün Gönül? Varış noktası olmalı mı illa? Geçen gün metroda fark ettim; 'destiny' 'kader' ya hani, 'destination' da 'varış noktası' demekmiş. Kaderine varır mı insan her zaman Gönül? Varmam ona. Hem beni vermezler zaten, gönlüm yok onda. Hiç bir gönüle yolculuk yapanı duydun mu Gönül? Biz yapabilir miyiz dersin? Nerden, nasıl gidilir ki oraya, bilir misin?
3w
  •   zynp Süpriz nerede? 3w
  •   yuzyillikyalnizlik Yeni paylaşımda ^^ Çok da büyük bir şey değil, epey beklettim :/ affına sığınsam? :) @zynp 3w
  •   ben_dis_ "Hiç bir gönüle yolculuk yapanı duydun mu Gönül? Biz yapabilir miyiz dersin? " demişsiniz.Karşıdaki istemiyorsa o gönlün içinde olmanı adım atamıyorsun kipirdayamiyorsun koşsan da artık nafile... @yuzyillikyalnizlik 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Puslu Kıtalar Atlasını okudunuz mu? Uzun İhsan Efendi haritacıdır lakin ömrü denizlerde değil, evinde yatağında geçer. Yolculuğunu rüyalarında yapması o yolculuğu gerçekte yapmadığı anlamına gelmez. Bir gönle girmek için o kişinin kale kapılarını açmasını beklemek çoğunlukla boş bir umut. Duygular samimi olunca insan bir şekilde bir yolunu buluyor. Son çare olarak da yüzlerce kilometre öteden yapıyor yolculuğunu, hayallerinde ya da rüyalarında... Ya da siz bakmayın bana. 19 yaşındayım ve daha hiçbir şey yaşamadım. Yaşamak istiyor muyum, hiç sanmıyorum. @ben_dis_ 2w
  •   yummy_kitap Yüreğine sağlık 2w
  •   yuzyillikyalnizlik Güzel gören gözlerin dert görmesin canımın içi @yummy_kitap 2w
  •   cantamdakitapvar süper 2w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Kitaplar, kitaplar albayım, bazen içerdiklerinden fazlasını öğretebiliyorlar. Bavulda yer açma çabasıyla tertipi, beyin beslensin umuduyla mideyi günlerce aç bırakmacasına dayanıklılığı, doğru yerdeki tozun kutsallığını, omuzlarda unutulmuş dünyanın yükünün tek bir kelimeyle hem ağırlaştırılıp hem de hafifletilebileceği gerçeğini... Kitaplarla ilgili elimdeki en güzel kitaplar bunlar. İçlerine Sırp asıllı yazar Zoran Zivkovic'in, uğrunda kayda değer ölçüde sahaf arşınladığım lakin bir türlü bulamadığım Başka Zaman Kütüphaneleri isimli kitabını ve hangi dost hırsızın avuçları arasında olduğunu bilmediğim Kendine Ait Bir Oda'yı ekliyorum. Ödünç verilen kitaplar, Yemen'e giden askerler gibi bir türlü dönmek bilmez. Ses ve Öfke'de Faulkner'ın bir cümleyle sitemini kaleme getirdiği konulardan biridir bu: "... bizim zamanımızda bir insanın efendiliği kitaplarından anlaşılırdı; oysa bugün geri vermediği kitaplardan anlaşılıyor." Her bir fotoğrafı buram buram sanat kokan, zarif ilham perim @zynp , daha çok paylaşım yapmamı istemişti. Onun için daha çok okur, daha çok paylaşırım ben de ama hem okuyup hem çalışıp hem de düşüncelerimi denizin yüz bin fersah altından çıkarıp size usulünce servis etmekte zorlanıyorum bazen. Ve sonraki haftalarda yoğunluk dolayısıyla kepenkleri indirmem olası. Bu yıl bayram; kılığından mutsuz, insanlarına kırgın bir ihtiyar oldu, kendi köşesinde dünyayı seyreden. Herkese tekrardan iyi bayramlar dilerim ve dileğim, gelecek senelerde dedemize sahip çıkabilmek... 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Hayırlı bayramlar! Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, Gazze, Suriye ve öyle daha birçok yerdekilerin yüreklerinden öperim. Orda küçücük yaştaki 'koca adamların' kendilerinden büyük tanka kafa tutmalarının yanında burada yuvamda, sevdiklerimin güvende olduğu bilinciyle klavye kahramanı olmak kolay nasılsa.
Ne yapmalı, ne etmeli?
Çocukların da 'birey' olduğu kabul edilse; avuçlarına şeker gibi kitaplar bırakılsa da beyinleri bayram etse; destanlarımızla büyüseler; bu katliamlar onlardan saklanmasa; kalp bağının, kan bağından daha güçlü olduğu ve geçmişimizi ortak yapıp geleceğimizi birleştirenin de bu kalp bağı olduğu anlatılsa; saygının, artan yaşla birlikte promosyon olarak gelmediği, kazanılması gerektiği gösterilse; insanın, insanın canını yaktığı yerde dini, siyasi görüş farklılıklarının bir öneminin olmadığı hepimizce anlaşılsa... Yazdıkça Ütopya'ya dönmeye başladı, Zeynep artık sussa...
4w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik '...Kırmızı ceketli, yarı çıplak, ellerindeki kargı kadar ince köşklüler koşarak bağırdıkları o korkunç "Yangın var!" sesi duyulur duyulmaz bu işin amatörü olan insanlar, tanınmış beyler ve paşalar yangın seyrine çıkarlardı. İçlerinde arabasını koşturarak gidenler, yanlarına üşümemek için mevsimine göre sırtlarındaki kürkten başka battaniye götürenler, kaminota denen ispirto lambaları ile kendilerine seyir esnasında kahve hazırlatanlar bile vardı. (...) İsmail Safa Bey'in, Recaizâde Ekrem Bey'in yakınlarda yıkılan İstinye'deki yalısında misafir olduğu bir gece yarısı böyle yangına gitmek için ev sahibini epeyce zorlandığını bana birkaç kişi birden nakletti. Ne yazık ki onun bu zevkinden Türkçe'de yalnız: "Karşımda yangın olsa ısıtsam vücudumu" mısraından başka bir şey kalmadı.' (Beş Şehir, A. H. Tanpınar)
Yangın var! İçimde yangın var! Alın kahvenizi, ince belli bardağınızla çayınızı seyre gelin. İlk kıvılcımı, postayı alınca gördüğüm ismin başlattığı yangın; Kazancakis'in eşsiz baskısının körüğünü kuşanıp gelmesiyle ve o güzelim elden çıkma, ince ince işlenmiş satırları okuyunca kalbime öyle bir yayıldı ki 40 hektarlık alan kül oldu. Faili aşikâr, benim sevimli mi sevimli kundakçım @cerenakc . Ah benim güzel avukatım, varlığın yeter...
4w
  •   _kuzeyli Estağfurullah ; o sizin incelliginiz , tabi kokusu kitabın başlangıcı ama biraz çevreyi düşünmekte iyidir 230 kalın kitap bir ağaç ediyorsa (yaklaşık hesaplama) 480 milyon yılda basılan bir ülkede :(( kac ağaç eder acaba, rakamlar dehset verici , birde ingilizce ve başka Dillerdeki kitapları türkçe bulmak zor oluyor eger popüler degilse ;) 😯 4w
  •   gncflzf Sizinle tanisip kitaplar hakkinda muhabbet etmeyi cok isterim. Eger sizde bunu isterseniz.. Ben coooook isterim. Kitaplar benim.icin farkli bir dunyadir daa 4w
  •   yuzyillikyalnizlik Elbette. Ben de isterim :) @gncflzf 4w
  •   gncflzf Nasil tanisma imkni bulaniliriz :-) @yuzyillikyalnizlik 4w
  •   balmeyvesi Sana da yazıcam yazmam gerekiyor kendimi eksik hissederim yazmazsam ♡ 4w
  •   yuzyillikyalnizlik Yaz, yaz ki günüm gecem aydınlansın, lüzumsuz insanlar yok oluversin dünyadan bir an için, yaz ki mutlu olayım. Ellerinden gözlerinden öperim minik anne :) Hayırlı bayramların olsun Benim yerime Beyazıt'ı bolca öp, cennet kokusuna hasretim ♡ @balmeyvesi 4w
  •   bora_samanci beni takip edin! 4w
  •   guardiannnn galata kuleli post card 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Rivayete göre bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. Bunu gören Beethoven, “lütfen benden bir şey isteyin” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını doğaçlama olarak besteler.
Ay nasıl semanın kapkara tavanında tüm keskinliğiyle asılı kalmışsa; ışığı da denizlere, sokaklara, gözlerimize dağılır gider. Ses ve Öfke'de sıradan bir ailenin trajedisi anlatılır ve zaman kavramı ayışığı gibi parçalanır ve dağılır hikaye boyunca. Jean Paul Sartre'nin şu tespiti kitabı en iyi özetleyen cümle bana göre: ''Faulkner'ın monologları, hava boşluklarıyla dolu uçak yolculuklarına benzemektedir; her boşlukta kahramanın bilinci geçmişe düşmekte ve yeniden düşmek üzere ayağa kalkmaktadır.''
Bilinç akışı tekniğiyle yazılması, zamanın bir bütün oluşturmaması, anlatımın karmaşası okumayı oldukça güçleştiriyor. Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümlerinde serpiştirilen ipuçlarını el yordamıyla toplayıp olayı çözmeye çalışıyorsunuz ve okudukça yavaş yavaş açılıyor. Okuduğum en zorlu kitaplardan biri olduğunu söylemeliyim.
4w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Ya 19 ya 20 baharı verdim toprağa.(Emin olamıyorum her sene değişiyor, takibi güç. Bir de gün alma kavramı var, bela gibi yakama yapışan.) Nasıl bilirdin diye sormayın, hiç bilemedim. Amaan ne önemi var. Otobiyografim üç kelime: Doğdum, yaşıyorum, öleceğim.
Eski zamanların kırıntıcısıyım ben. Ekmek kırıntılarını işaret parmağımla tek tek toplarım. Şekerden bile tatlı gelirdi önceden, şimdi alışkanlık oldu. Hayat da biraz böyle. Alışkanlıkla yaşıyoruz. Okuduğumuz harflerle, yaşadığımız olaylarlarla, topladığımız dostlarla, her bir kırıntımızla kendimizi topluyoruz. Herkes bir şekilde toplar kendini de, dileğim kırıntılarımızın güzel olması...
Hâsılı velkelâm, yıllar yılı dost bildiğim aynalar bana epey yabancılaştılar. 19 ya da 20 yıl (hâlâ emin değilim) öncesine gidelim. Tahminen bir buçuk saat sonra annemi uyandırıp yirmi dakika sonrasında doğacağım da ben. Ve ilk çığlıklarımın ardından geleceğe dönüş yapabiliriz.
Düşünüyorum da çok saklandım şu kameranın arkasına. Bir gün 'Ce-eee' mi yapsam...
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik "Okyanusta ölmez de insan
Gider bir kaşık sevdada boğulur."
Cemal Süreya
Gökkuşağından daha renkli @zynp le (aynı zamanda da bu fikrin sahibi) çok güzel bir proje başlatalım dedik
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Ah be çocuk, seni küçük sananlar yüreğin karşısında ezilecek bir gün.
Her bir kelimem sana siper olsa, sana atılan bir mermiyi bir bombayı durdursa, senin için gelen bir savaş uçağını düşürse... Kanın sende kalsa, mürekkepler kan gölüne dönerdi senin için satırlarda. Mürekkep değmedik satır, sayfası boş bir defter bırakmazdık.
Önümde daha uzun yıllar olmasaydı da doktor olsaydım mesela, yanında olsaydım şimdi.
Ah be çocuk, orda toprağı senin gözyaşların temizlerken ben burda kardeşime sarılmaktan, dalgınlıktan bir an dahi gülümsemekten, çaresizliğimden utanıyorum. İnsansızlığın nasıl bir şey olduğuyla bu kadar erken tanıştığın için utanıyorum, annenin 'hayal ürünü onlar' dediği canavarların aslında var olduğunu ve yeryüzünde bolca bulunduğunu bu yaşta öğrendiğin için utanıyorum. Utanıyorum çocuk...
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Yorumunuzu neden sildiniz? Çok güzel yazmıştınız. Anneme de okutmuştum, o da çok beğendi. @nergishanim 1mon
  •   nergishanim @yuzyillikyalnizlik ️sabah çamaşır asarken hep yazdıklarımı düşündüm, sonra dedim ki acaba ayıp mı oldu? Sanki acı üzerinden edebiyat yapmak gibi mi? Sizin yanlış değerlendirmiyeceğiniz fikrine kâniyim ama belki "reklam mı yapmak istiyor?" Diye düşünenler olabilir o zaman çok ayıp olur dedim. Mandalları bıraktım elimden hemen, içeri koştum, hiç tereddütsüz siliverdim, sonra ben de üzüldüm, keşke fotoğrafını alsaydım diye ️ olsun, kelimeler öyle intizamsız alt bilinçte durup durmakta. Tasnif ve tanzim edilecek nice zamanlar lutfetsin Mevlâ belki bir gün yolunuz çengel'e düşer, size ve kıymetli annenize kahve ikram etmek nasip olur bizim dükkanda, o zaman dua ederim ki Rabb'im zaman içre zaman açsın diye.. En içten sevgi ve muhabbetlerimle 1mon
  •   mrv_ist @yuzyillikyalnizlik ne güzel yazmışsınız :) senin gibi içi umut dolu, doktorluk yolunda ki kişilerin aklında fikrinde böyle seslenmesi çok naif. Hiç de kasıntı edebiyat olmamış, çok samimi. Senin benim hepimizin dualarını, gözyaşlarını elbet duyan bilen var. Sevgilerimle... 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Amiiin :) Ben de sildiğinizi görünce bir yerlere not almadığıma çok üzüldüm. Sizi ziyaret etmeyi çok isteriz. Daha nice sohbetlerimiz muhabbetlerimiz olur inşallah. Sağlıcakla kalın... @nergishanim 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Çok teşekkür ederim :) En katı gerçeklerle yüz yüze gelen kişiler, doktorlar. Hocalarımız biraz da bu nedenle 'önce doktor, sonra insan olacaksınız' diyor. Ne derece haklılar bilmiyorum. Özellikle de günümüzde. Veya klavyeden seslenişler ne ölçüde etkili olur... İnşallah duyan bilen vardır... @mrv_ist 1mon
  •   iibubblesii :( 4w
  •   acmfm Harika 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Hayatınıza sessiz sedasız giren insanlar vardır ya bazen... Yüreğinizin çorak kısımlarını yeşillendirir her adımlarında bu kimseler. Lakin o kadar kendiliğinden gelmişlerdir ki, kıymet ölçeğinin ibaresini paranın belirlediği bu dünyada, hor görürsünüz onları. Nasılsa her daim yanınızda olacaklardır ya. Olmak zorundalardır hatta.
Bir de yaşamınızın tam ortasına bomba gibi düşenler vardır. Etkileyici girişlerine aldanıp hak etmedikleri değerleri yüklediğiniz bu kişiler de arkalarında yalnızca enkaz bırakırlar.
Hayatınızdaki o bomba bazen bir kimsedir, bazen yıkıcı bir olay, bazense sadece bir andır. Maalouf'un bu kitabındaki bomba ise belirli bir yıl, 1666 yılı. Deccal'in ortaya çıkacağı yıl, yani Canavar Yılı, Mahşer, kıyamet, yıkım yılı...
Dünyayı ve antika tüccarı Baldassare'yi kurtarabilecek tek şeyse, Yüzüncü Ad'dır. Kimselerin görmediği bir yazma kitap ve bu kitapta açıklandığı söylenen bir ad: Allah'ın Kuran'da anılan doksan dokuz adının, sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsü... Tanrı'nın gizli ve yüce adı...
İliklerinize işleyecek bu macerada Baldassare'nin yoldaşı olmak isterseniz şayet, kelimelerin nasıl cümlelerle buluşup, sürüp gittiğini anlayamadan sonuna geleceksiniz hikayenin. ''Gözleri olanlara dünyada görülecek hiçbir şey olmadığını söylemek zordur. Ne var ki gerçek bu, inanın bana. Dünyayı tanımak için dinlemek yeter. Yolculuklarda görülenler bir aldatmacadır yalnızca. Gölgelerin peşinde başka gölgeler. Yollar ve ülkeler, önceden bilmediğimiz hiçbir şey öğretmez bize; gecenin dinginliğinde kendi içimizde dinleyebileceklerimizden başka hiçbir şey.''
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Teşekkür ederiz :)) Ah o saatler o kadar kıymetli ki insanı gerçeklerden alıp 'daha gerçeklerin' kucağına bırakıyor.. @esertavman 1mon
  •   demlisozler Merhaba arkadaşım, sayfama bir uğrayıp takip edersen çok sevinirim!!! 1mon
  •   bahadirr @caganirmak1 abi sana bu arkadaşın sayfasını öneririm kitaplar bu kadarmı güzel anlatılır şiddetle değil sevgiyle tavsiyemdir 4w
  •   yuzyillikyalnizlik Bu yaşıma kadar kayda değer ölçüde kelimede gezindi gözlerim fakat şu andaki duygumu anlatacak bir tekini bile seçip çıkaramıyorum aralarından. Beğenmenize çok sevindim, teşekkür ederim :) Daha küçüğüm ben, önümde 40 fırın ekmek var,ustaların ilgisini hak etmiyorum henüz :) @bahadirr 4w
  •   bahadirr Neden hak etmediğini düşünüyorsun bence hak ediyorsun ️üstad görür veya görmesini sağlarız @caganirmak1 sence hak etmiyormu abi o kadar yorum geliyordur ki kaçırman gayet normal 4w
  •   yuzyillikyalnizlik Yaş 19. Dante'ye göre yolu ortalamama 16 baharım var önümde. Tecrübe eksikliğinden sınıfta kalıyorum en başta :D şakaya vuruyorum ama cidden teşekkür ederim :) @bahadirr 4w
  •   safakakyazici @yuzyillikyalnizlik baldassera nın hüzünlü hikayesi ve amin maoluf kitaplarının bitmek bilmez hüzünlü sonlari :( 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Buddha'nın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, olay örgüsüyle göçebe bir ruhun kopukluğunu yaşamış Siddhartha'da. Ayrıca üslubuyla zorlayan kitabın çevirisini yapan Kâmuran Şipal'in kitaba hakkını vermiş olduğunu söylemeliyim.
''Nehri dinle, o sana her şeyi anlatacak.'' dedi Vasudeva. Siddhartha da adeta nehir. Hesse kitabın ilk sayfalarını taşlarla döşemiş olup engellere takılsak bile nehrin akışına uyduğumuz vakit denize kavuşuyoruz.
Gotama'nın Buddha ve Çakyamuni gibi çok sayıdaki sıfat ve unvanlarından biri olan Siddhartha 'bütün duaların kabul edildiği' anlamına gelen Saravârthasiddha kelimesinin kısaltılmışıdır ve Vasudeva Sanskritçe 'ırmak tanrısı' demek.
Montesquieu ''İlk kez kıymetli bir arazinin etrafını çevirerek burası benimdir diyen, ilk savaşı da başlatmıştır.'' der.
Gotama kast sistemini yıkmaya çalışır.
Siddhartha göçebedir.
Yerleşik hayatla tarım gelişir. Tarımın ilerlemesi, şehirlerin ortaya çıkması ve büyümesi insanların iş ve mesleklerde uzmanlaşmasına; bu da kaynak ve imkânlara sahip olmayanların olanlara karşı saldırılarına ve bu savunma veya saldırı ihtiyacı, toplumda ekonominin ve tabakalaşmanın ortaya çıkmasına neden olarak uygarlığı doğurur. Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran ve Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını anlatır.
Yine verdim veriştirdim, uzun uzuuuun yazdım. Dilerim sıkmamışımdır :)
1mon

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik "Ben kitapları insanlara benzetiyorum. Bilgi ve ilgi hazineleri olan eserler, kâğıtlara ve ciltlere sarılıp sarmalanmadan önce, yazarın kafasında ve günlündeyken doğum sancıları çekmeye başlarlar. Yeni doğan çocuğunu kucağına alan anne, nasıl sevinçten uçarsa, matbaadan ilk defa çıkan ve tazeliğin ılık buharıyla kasvet dağıtan nur topu gibi bir kitabı da yazarı, eline aldığı zaman aynı duyguyu yaşar, bendine sığmayıp taşar. Kitapların esrarengiz dünyasından uzak olanlar gerçi bu sözlere şaşar, ama bilmek gerekir ki, bizim dünyamızda denizler böyle coşar."
Ne güzel, ne zarif adamsın Dursun Gürlek. Muhabbetin de bir fincan çay gibi midir, soğuk bir kış günü içimizi ısıtan?
Fikir, ceninin anne rahmine düşmesi gibi düşer zihne. Sonra meşakatli upuzun bir yol oluşur önünde. Okumaya aşerirsin, kendinle beslersin, geliştirirsin, büyütürsün onu beyninin kıvrımlarında. Zamanı geldiğinde senden çıkmak isteyecek elbet. Başkalarının gözlerini açmak için kendi gözlerini açmalı önce. Doğum sancısı işte bu noktada başlar. Sen kendinden atmaya çalıştıkça berrak zihnin bulanıklaşır. Doğru kelimeyi bulmak, o kelimeyi kendine en uygun cümlede doğurabilmek için ıkınırsın, can çekişirsin, ter dökersin. Ve sonunda onca zamandır taşıyıp çilesini çektiğin evladını kucağına aldığın zaman bendine sığmaz taşarsın.
Kalemi her elime aldığımda bir kez daha anne oluyorum ben de.
1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Çok teşekkür ederim :)) @sirar_ 1mon
  •   mehlikasultan34 Bir çok like aldım ama bir takip alamadım . Üzgünüm aa dostlarrr . tabi bunlar hep latife, lâkin ne kadar latif olduğu muallak. 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Olur mu öyle şey, bu benim için latif bir hatırlatma. Affedin dalgınlaştım iyice.. @mehlikasultan34 1mon
  •   mehlikasultan34 Estağfirullah affetmek ne kelime, sadece samimi hissedip söyledim teşekkürler. 1mon
  •   acemidunyali Gerçekten müthiş bir yazı.. çok etkilendim.. yazmak öyle büyülü bir eylem ki.. ruha bulaşmaya görsün bi kez, bırakamaz insan.. tebrik ederim sevgili Zeynep, yolun çok açık olsun dilerim:) ♡ 4w
  •   senul Muhteşem bir anlatım. Kelimeler dimağınızdan zarif eda ile süzülmüş. Süzülürken zihni bulandırabilecek,gereksiz tüm ifadeler geride kalmış, zihinden gönüle yol bulmuş, gönlünüzde tortusunu bırakıp demlenince sühan olup kaleminize damlamış. Bize de böylesine muazzam bir hasbihâlin tadını damağımızda hissetmek kalmış. Gönlünüze sağlık.. 3w
  •   yuzyillikyalnizlik Ne yürekten ne samimi sözcükler bunlar. Sizin gönlünüze sağlık, bana da afiyet olsun ♡♡ @senul 3w
  •   melanikoli çok hoş ;) 3w

» LOG IN to write comment.

yuzyillikyalnizlik Lisede edebiyat öğretmenim, üniversite yıllarının bir hatırasından bahsetmişti. Mersin'de öğrenci evine taşınacağı sırada bir önceki kiracıların eşyalarını bulmuş kapının önünde, ev sahibinin dediğine göre kimse almaya gelmemiş ve eşyalar çöpe gidecekmiş. Öğretmenimin dikkatini eşyaların üstünde duran bir defter çekmiş, almış. Gece boyunca o defterin sayfalarında kaybolduğunu anlattı. O defterin sahibi bayan, çocuğunun doğumundan bir gün sonra başlamış yazmaya - aya gönderilen ilk mekiğin dünyadan ayrıldığı gün - televizyonda mekiğin havalanışını izlerken kelimeler dökülmüş defterine ve minik oğlu bir yılını doldurana kadar yazmaya devam etmiş. Ders boyunca baştan sona okuduk defteri. Mahur bir beste edasıyla yürüyen cümleler tüm sınıfı kapladı ve o gün öğrendik ki aslında bütün anneler birer şairdir.
Bu anıyı anlattıktan sonra defteri getirdi sınıfa, biricik oğlunun ismini yazmayı ihmal etmeyen anne sayesinde sosyal paylaşım sitelerinden o çocuğu bulduk. Tabi artık çocuk değildi, koca adam olmuş Antalya'da doktormuş. Rica ettik, bizi kırmadı. Geldi, tanıştık. Hayalimde Raskolnikov tahtına oturttuğum çocuk paramparça oldu o an. Bazı şeylerin hayal gücüne saklanması daha iyiymiş.
Ne zaman eski fotoğraf ya da defter görsem aklıma gelir. Şimdi o kişi nerdedir, kimin kalbindedir, hangi destanı yaşıyordur?
~ Kahvesizlik fena ~
Bu arada kitabın adı Çınaraltı Kitap Sohbetleri. Kendileri atıştırmalık bilgiler içeten kitabı sevdiren kitaplardandır. Bi çay bahçesinde, çınar altında okumak nasip olsaydı keşke.
1mon
  •   bahadirr @zynp sana çok kızdım 😕 neden daha önce paylaşmadın bu yazıyı okurken tüylerim diken diken oldu evet benim tarzım değil ama sadece şu satırları okumak için dahi takip edilesi bir arkadaş 1mon
  •   zynp @bahadirr Kızmazsin sen bana 1mon
  •   bahadirr Gözlerim doldu be tipik yengeç işte @zynp 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik Teşekkür ederim. Ben de yengeçliğimden yazıyorum bu satırları :D Cancağzıma laf yok :) @bahadirr @zynp 1mon
  •   bahadirr Eyvah iki Zeynep arasında kaldım @zynp 1mon
  •   mehlikaefendi @zynp hanımın profilinden atlayarak geldim buldum seni, nedense profilinde ilk bu gönderine baktım, fotoğraf altı notu okurken ama bu benim öğretmenim dedim, ramazan hoca nin aşkla defteri sınıfta okuyuşu geldi gözümun önüne. ne güzel yapmışsınız, ne kadar mutlu olmuş olmalı defterin sahibi. aslında söylemek istediklerim bunlar değildi, bi kaç dönem büyüğün bi abla edasiyla gurur duydum profilini inceledgmde, masallahlar dedim . ne kadar pırıl pırıl dolu dolu bir hanım olmuşsun, keşke vakti zamanında bolca sohbet etme imkanı bulsaydık.. keşke demeyelım inşallahlarımız olsun bol bol (: 1mon
  •   yuzyillikyalnizlik İnşallah muhabbet etmek nasip olur bir gün. Bu ne güzel tesadüf mü desem tevafuk mu desem bilemedim :) Hayatımdaki yeri apayrıdır Ramazan hocanın. Kitapların dünyasındaki tabelaya benzetirim onu, bir yere kadar tarif eder gerisini el yordımıyla bulmamızı beklerdi hep. Şu an, harflerden kelime oluşturabiliyorsam, bunda onun çok büyük bi payı olduğu için. Sevgiler.. :) @mehlikaefendi 1mon

» LOG IN to write comment.